Celtics evinde Orlando'yu nispeten kolay bir maçtan sonra yenince (tekrar geçmiş olsun Marquis) rahat bir uyku çekemedi. Bunu sadece sembolik anlamda söylemiyorum, cidden rahat bir uyku çekemediler zira bir sonraki gün Charlotte'a uçup maç yapmaları lazımdı. Her ne kadar Washington maçından sonra kendi kendime "back-to-back (iki gün arka arkaya oynanan maç) izlemeyeceğim" diye söz verdiysem de tutamadım, ve Celtics Charlotte maçını izledim. Sonuç: hayal kırıklığı. Stephen Jackson'ın ilk yarının sonunda oyundan atıldığı maçı kopartamadık, ve de en sonunda Charlotte geriden gelip aldı.
Celtics bu sene 12 adet back-to-back seti oynadı. Bu setlerin ilk maçlarından 1'ini, ikinci maçlarından ise tam 7'sini kaybetti. Kaybedilen takımların kimileri çok ilginç: Cleveland, Detroit, Washington ve son olarak Charlotte. Kazandıklarımızı da rahat kazandık diyemeyiz: Milwaukee'yi 105-102, Portland'ı 99-95, Philadelphia'yı 102-101 geçtik mesela.
Detroit maçının mazereti KG'nin sakatlanması olabilir, lakin kaybettiğimiz diğer maçlarda -ve hatta kazandıklarımızda dahi- bir kötü Celtics oyunu modeli vardı. 4. çeyreğin başlamasıyla birlikte, Celtics efektif hücum adına hiçbir şey yapamıyor, içeri penetre etmeyi bırakıyor ve azamiyetle uzun mesafeli şutlara güveniyor. Normal bir günde bu şutları sokacak olan Pierce kaçırmaya başlıyor, ve de Celtics ritmini kaybederken rakip takım moral ile geri geliyor.
Kelimeye dökemediğimi grafik ile göstereyim: Üstte Boston'ın Charlotte karşısında ilk çeyrekte denediği şutlar, altta ise son çeyrekte:

Fark ortada.
Maçtan sonra KG basın toplantısında "Her yıl bir dilemmamız oluyor, ve sanırım bu yıl da back-to-back'ler oldu bu. Bir çözüm bulmamız gerekiyor, özellikle de sezonun ikinci yarısı gelip çatmışken. Bence sorun mental değil, zira her takıma karşı hazırlanmamız gerektiği gibi hazırlanıyoruz." dedi.
Bu yukarıda açıkladığım sorun fiziksel mi, mental mi bilmiyorum; ama KG haklı, bir çözüm bulmamız lazım.
Celtics bu sene 12 adet back-to-back seti oynadı. Bu setlerin ilk maçlarından 1'ini, ikinci maçlarından ise tam 7'sini kaybetti. Kaybedilen takımların kimileri çok ilginç: Cleveland, Detroit, Washington ve son olarak Charlotte. Kazandıklarımızı da rahat kazandık diyemeyiz: Milwaukee'yi 105-102, Portland'ı 99-95, Philadelphia'yı 102-101 geçtik mesela.
Detroit maçının mazereti KG'nin sakatlanması olabilir, lakin kaybettiğimiz diğer maçlarda -ve hatta kazandıklarımızda dahi- bir kötü Celtics oyunu modeli vardı. 4. çeyreğin başlamasıyla birlikte, Celtics efektif hücum adına hiçbir şey yapamıyor, içeri penetre etmeyi bırakıyor ve azamiyetle uzun mesafeli şutlara güveniyor. Normal bir günde bu şutları sokacak olan Pierce kaçırmaya başlıyor, ve de Celtics ritmini kaybederken rakip takım moral ile geri geliyor.
Kelimeye dökemediğimi grafik ile göstereyim: Üstte Boston'ın Charlotte karşısında ilk çeyrekte denediği şutlar, altta ise son çeyrekte:
Fark ortada.
Maçtan sonra KG basın toplantısında "Her yıl bir dilemmamız oluyor, ve sanırım bu yıl da back-to-back'ler oldu bu. Bir çözüm bulmamız gerekiyor, özellikle de sezonun ikinci yarısı gelip çatmışken. Bence sorun mental değil, zira her takıma karşı hazırlanmamız gerektiği gibi hazırlanıyoruz." dedi.
Bu yukarıda açıkladığım sorun fiziksel mi, mental mi bilmiyorum; ama KG haklı, bir çözüm bulmamız lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder