Cleveland Cavaliers, LeBron'ın ve Big Z'nin takımdan ayrılmasına karşın sene başında arada can yakabilecek ve de playoff mücadelesini en azından 60. maça kadar götürebilecek bir takım hüviyetindeydi. Fakat şanssızlıklar yakalarını bırakmadı, arka arkaya sakatlıklarla ligin açık ara en kötü takımı haline geldiler. Varejao sezonu kapatmış durumda, Mo Williams en az 2 hafta daha yok, Leon Powe 1 aya kadar olmayabilir... Sessions ve Anthony Parker daha yeni döndüler sakatlıktan. Şu an kadronun hali öyle ki, adını ilk defa duyduğumuz adamlar sahada; Celtics'in efsane koçu ve maç sunucusu Tommy Heinsohn bir ara "Ya şu 24 numara (Samardo Samuels), ya şu 8 numara (Christian Eyenga)" gibi tanımlamalar kullanmak zorunda kaldı. Zaten LeBron sonrası elinde 12 tane "görev adamı" kalmış Cavs, o adamları da kaybedince hali harap oldu, son 28 maçın 27'sini kaybettiler.
Hal böyleyken, Celtics'in bir Cavaliers galibiyeti şaşırtıcı olmayacaktı, ve hatta bu maçı izlememeyi bile düşünüyordum. Ta ki maçtan bir saat önce o haber yayılana kadar: "Perkins oynayacakmış!" Dönüş tarihi olarak 4 Şubat bekleniyordu, fakat antrenörden ve doktordan izin çıkınca bu akşam Perk geri döndü. Hem de geri dönmesi için en uygun maçlardan birisinde, zira Cavs'e karşı aşırı zorlanması imkansızdı. Maçın 4. dakikasında Semih'in yerine oyuna dahil olduğunda bütün TD Banknorth ayakta onu alkışlıyordu, özlemişiz.
7 dakikada 7 sayı 6 ribaunt aldı Perk (3'ü hücum, bu da onun varlığının Celtics için önemini gösteren bir istatistik), gözümüze daha zayıf ve atletik gözüktü. 8 ay basketbol oynamamış birisi için yabana atılmayacak bir performans.
Gelelim maça. İlk çeyrek beklendiği gibi Celtics'in dominasyonuyla başladı, lakin çeyreğin sonlarına doğru veteran oyuncuların hastalığı olan "zayıf takım bu yahu, kasmaya gerek yok hoca" psikolojisinden esintiler gözükmeye başladı. (Bundan bu sene çok çektik, 10 mağlubiyetimizin 5'i galibiyet yüzdesi .500'ün altında olan takımlara karşı.) İşte bu noktada sahneye durdurulamaz bir Paul Pierce çıktı, ve ilk yarıda tam 24 sayı atarak (ki tüm maç bu kadar sayı attı) maçın rahatlamasını sağladı. Sonrası zaten seyirlik bir maç, arada gözlerimi dinlendirdiğim de oldu yani.
Maçın diğer noktalarına kısaca değinelim: Nate Robinson uzun bir süreden sonra şut soktu. 3/8 üçlük aslında kötü bir yüzde, ama son bir aydır saçmalayan Nate için iyi haber. Wafer ve Harangody'nin skor katkıları da iyiydi, bu da güzel. Semih'in ribaunt konusundaki agresifliği devam ediyor, bu akşam tam 8 ribaunt çekti. Koç Rivers'ın ve takım arkadaşlarının Semih'e ısrarla anlatmaya çalıştığı şey buydu: Agresif ol, pota altında mücadele et. Semih 1 aylık oynamama sonucunda yeterli motivasyonu sağlamış gibi duruyor. Bir de top çaldı bu akşam.
Bu maçın bir diğer güzel yanı da, zorlu 4 maçlık Batı yolculuğu öncesi veteranlarımızın çok hırpalanmaması oldu. Garnett 17, Pierce 23, Allen 25 dakika oynadı.
Şimdi Portland - Phoenix - Lakers - Sacramento girdabına gireceğiz. Kings maçı zor olmayacak, fakat 6 günde 4 maç yapacağımızı düşünürsek, sürprizlere açık olmamız gerekecektir. Bu yolculuğu güzel kılacak bir haber ise, Shaq'in Phoenix karşısında oynayacağının bekleniyor olması.
Önümüzdeki hafta güzel olacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder